Merkez Bankalarının Modern Ekonomideki İşlevleri

merkez bankaları

Bir merkez bankası, yasalar ile bazı ilkeler doğrultusunda görev yapmak ve ülkenin ekonomisinin mali tarafını yönetmekle görevlendirilen bir kurumdur.

Bu bankaların birçok işlevi vardır, bunların bazıları aşağıda listelenmiştir. Merkez bankası, para politikasını yönetir ve büyümeyi teşvik etmek ve enflasyona yumruk indirmek için faiz oranlarını belirler. Merkez bankalarının rolü, finansal sistem daha entegre hale geldiğinden ve sistemin bir arada tutulması için zaman zaman merkez bankalarının müdahalesine ihtiyaç duyulduğu için, küreselleşen günümüz ekonomisinde belirginleşti.

Merkez Bankası’nın temel fonksiyonları

Merkez bankasının temel işlevleri şunlardır:

  1. Para arzının düzenlenmesi
  2. Bir ülkedeki döviz ve altın rezervlerini yönetmek
  3. Kredi maliyetini ve kullanılabilirliğini yönetmek
  4. Son borç veren olarak hareket etmek.

1- Para arzının düzenlenmesi

Buna, ülkenin para arzının boyutunu düzenlemek ve faiz oranlarını ve diğer politika araçlarını kullanarak enflasyonu düşürmek ve büyümeye teşvik etmek dahildir.

Merkez bankaları, para arzını belirli bir süre boyunca varlıklarını genişleterek ve daraltarak düzenlerler (örneğin; Nakit Rezerv Oranı (Cash Reserve Ratio)). Merkez bankası tarafından sistemdeki fazla likiditeyi yok etmek veya düşük büyüme dönemlerinde likidite enjekte etmek için kullanılır. Nakit Rezerv Oranı, ticari bankaların yükümlülüklerinin bir kısmı olarak tutması gereken yedeklerin oranıdır. Nakit Rezerv Oranı, merkez bankasının sistemdeki belirli likiditeyi korumak için ticari bankaları itmek için kullandığı bir politika aracıdır.

Genellikle gelişmekte olan ülkelerdeki merkez bankaları Nakit Rezerv Oranı ile pek sıkışmamaktadır, ancak gelişmekte olan ülkelerdeki enflasyonla mücadelede genellikle bir araçtır. Para politikasının bir parçası olarak Nakit Rezerv Oranını kullanan Çin ve Hindistan örneği, merkez bankasının ekonomiye müdahalesini açıklamaktadır.

2- Kredi maliyetini ve kullanılabilirliğini yönetmek

Merkez bankaları, kredi maliyetini asal borç verme oranını kullanarak yönetmekte ve aşırı likiditenin ortadan kaldırılması için açık pazara müdahale etmek suretiyle yönetmektedir. Merkez bankası için mevcut enstrümanlar, farklı ülkelerde bilindiği üzere ana borç verme faiz oranını veya ana kredi faiz oranını biçimlendiren faiz oranlarıdır.

Prim kredilendirme oranı, ticari bankaların merkez bankası ile kısa vadeli mevduatlar için alacağı faiz oranıdır. Bunun bankaların borç verme oranlarını da etkilemesi nedeniyle, başlıca kredi verme faiz oranındaki herhangi bir düşüş, ticari bankaların da borç verme faiz oranlarını düşüreceği anlamına gelir ve bu da kredi kullanımını ve krediye daha ucuz erişimi sağlar.

3- Döviz rezervlerini yönetmek

Merkez bankası ayrıca, döviz kargaşası anlarında döviz kurunu dengelemek için döviz piyasasına müdahale etmektedir. Bu, yerel para birimini ve dövizi alıp satması için açık piyasaya müdahale şeklini alır. Eski seçenek, dışa açık ekonomilere sahip ülkelerde yaygın olarak kullanılmasa da, döviz kurunu USD’ye uygun tutmak için yerel para satma seçeneğinin ikincil olması gelişmekte olan ülkelerde normal bir uygulamadır.

4- Son başvuru sahibi

Merkez bankası, ödeme krizine maruz kalan ticari bankalara para ödemek suretiyle son çare borçlusu olarak hareket etmektedir.

Sonuç

Herhangi bir ülkenin merkez bankasının o ülkenin para politikasını belirlemedeki kilit rol oynadığını gördük. Artan küreselleşme ve yatırımcıların farklı ihtiyaçları olan bu zamanlarda ekonomiyi ayakta tutmak, herhangi bir ülkenin merkez bankasının yüz yüze kaldığı bir zorluktur.

 

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir